[likebtn theme="large" lang="tr" dislike_enabled="0" show_like_label="0" icon_like_show="0" icon_dislike_show="0" tooltip_enabled="0" ef_voting="push" white_label="1" rich_snippet="1" position="top" like_box_size="1" popup_disabled="1" share_enabled="0" counter_show="0" event_handler="my_likebtn_callback" bp_notify="0"] SONRAKİ
“Gerçek domates tadının”, atalık tohumların peşine düştüğümüz zamanlardayız. Oysa Güney Amerika kökenli domatesi 19. Yüzyıla kadar kolay kolay soframıza buyur etmedik. Önceleri “frenk elması” dediğimiz -aslında meyve olan- bu sebzeyi yeşilken tüketiyor, kızaranı bozuldu sanıp atıyorduk. Neyse ki bu hatadan döneli çok oldu! Bugün Akdeniz’e kıyısı olup da mutfağını domatesin alına/albenisine teslim etmemiş tek bir ülke yok.
